Bu Ödül Taraftarın

Yayınlandı: Mart 3, 2011 / Alıntı, Bundesliga

Bu ödülü CSKA taraftarına armağan ediyorum. Galibiyetin tadını çıkarmaya devam etsinler. Levski galibiyetinin onlar için neler ifade ettiğini çok iyi biliyorum. Levski’ye gol atmak istemeyecek CSKA’lı oyuncu tanımıyorum, ben de bir maçta iki tane attığım için daha da mutluyum

Michael Platini

CSKA’lı Oyuncu

Levski-CSKA derbisinde Levski’ye attığı 2 gol sonrası haftanın oyuncusu ödülünü alırken

Ağrıma Gidiyor, Ağrıma

Yayınlandı: Mart 3, 2011 / Uncategorized

ultras/Movement blogu bu halde görmek çok ağrıma gidiyor hem de çok…

Galatasaray:0-0:Gaziantepspor

Yayınlandı: Mart 3, 2011 / Uncategorized

Ligin en formda takımına karşı tek pozisyon vermeden biten bir maç, 2 adımdan kale çizgisini “ne hikmetse geçmeyen” toplar, son dakika direkte patlayan bir top ve olmayınca olmayan goller sonrası kaybedilen tur…

Sahada istenilen bir oyun, verilen mücadele ve futbolun cilvesi gelmeyen gol…

Skora yönelik kelle avcılığı bekleyenler hocaya “istifa” sözleri etmekteler…

Hadi onlar basın mensubu, “tarafsız” gazeteci, ya tribünde sarı-kırmızılı forma ve atkılar içinde olanların yaptıklarına ne demeli…

Galatasaray formasını giyen ve kolunda kaptanlık bandı taşıyan Ayhan’ı yuhlamak neyin nesidir? Ayhan’ı seven sever, sevmeyen sevmez ama sırtında “parçalıyı” taşıyan bir topçuya bu tepki bizim ne hale geldiğimizi gösteriyor aslında…

14 sene ard arda şampiyonluk yaşamayan bir taraftarın asil duruşundan, 4 sene üst üste şampiyonluk gören taraftarın şımarıklığına değişim evrimi bu gece açıkça belli oldu Arena’da…

Boynundaki atkıya, sırtındaki formaya hürmet bittiyse…

Ne kaldı ki geriye…

 

Yine “wordpress”teyiz

Yayınlandı: Mart 2, 2011 / Uncategorized

Digitürk’ün başvurusu ile bir kez daha kapatılınca blogspot, biz de bir kez daha wordpresse taşınmak zorunda kaldık… Burası da rahat, ferah, huzurlu lakin” insanın evi” gibi asla olmuyor ve bir gün evvel geri döneceğimiz günü beklemekteyiz…

ultras/Movement

Baros, soyunma odasında Culio‘yu dövmüşmüş, sonra da idmanda Pino‘ya patlamış, Pino da küsüp antrenmanı terk etmişmiş, miş miş miş….

Bu masallara bizim karnımız tok da, ben genç ve heyecanlı Galatasaraylı arkadaşlarımız bu hikayelere inandıklarını görüyorum, üzülüyorum açıkçası…
Takım sahada iyi sonuçlar alamayınca, “kavga havası” bizim medyanın en sağlam malzemelerinden… Bir de yabancıları kullan ki, adamlar ne Türkçe gazete okurlar, ne de kendilerini doğru dürüst ifade edebilirler… Çamur at, izi kalsın… İnanan inansın, inmayan inanmasın, gündem yaratalım da… Şimdi önümüzde belki de sezonun en kritik maçı, kupadaki Gaziantepspor maçı var. Futbolcu, yönetim, taraftar olarak kenetlenip, Galatasaray’ın bu maçı alıp, kara bulutları dağıtma düşüncesi “bir kısım medyayı” rahatsız ediyor, zira hem ezeli rakipleri Galatasaray, toparlanma sürecine girecek, hem de “kaostan haber yapma” kaynakları yok olacak… Az şey değil, öyle değil mi?
Galatasaray taraftarı bu oyunlara gelmedi ve yine gelmeyecektir ve çarşamba akşamı takımı her zamandan daha fazla destekleyecektir. Umuyorum ve bekliyorum ki Galatasaray yönetimi de, bazı iç çekişmeleri bırakır ve takıma sahip çıkar, resmi sitede belirtildiği gibi bu tip yalan haber yapanlar hakkında elinden geleni “ardına komaz”…
Sonuçlar istediğiniz gibi gitmediği zaman bu tip haberler her yerde çıkabiliyor. Çıkan haberlerin hepsi yalan. Aramızda kavga veya problem olmadı. Zaten bu röportajı yapmamızın amacı da bu. Doğruları söylemek ve herkesi aydınlatmak. Çıkan haberlerin yalan olduğunu söylemek için buradayız. Antrenmanda iddia edildiği gibi birşey yaşanmadı. Antrenmandan önce kendimi iyi hissetmiyordum. Hocamla konuştum ve hocamın özel iznini alarak tesislerden ayrıldım, eve dinlenmeye gittim. Dediğim gibi, sonuçlar kötü gittiği için bu tür haberler olacak. Önümüzde Gaziantepspor maçı gibi önemli bir fırsat var. Bu maça kendimizi hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlamak, oradan alınacak iyi bir sonuçla kötü günleri geride bırakmak istiyoruz.
PİNO

Yazılanlar tamamen yalan. Alınan bir mağlubiyetten sonra sinirlenilmesi gayet normal. Aramızda herhangi bir problem yaşanmadı. Önümüzde Gaziantepspor maçı var. Bu durumdan ilk çıkma fırsatı da Gaziantepspor maçı. Bizim için çok önemli bir mücadele. Bir an önce bu maçın gelmesini bekliyoruz.
CULIO

Ne Culio ne Pino’yla aramızda en ufuk birşey yaşanmadı ve en ufak bir problemimiz yok. Galatasaray’ın içinde de herhangi bir problem yok, benim de herhangi bir futbolcuyla bir sıkıntım yok. Ama Türk basını ne yapıyor, kendi kafalarında yarattıklarını lanse edip sunuyor. Olmayan şeyleri yazmaları beni daha da üzüyor. Genelde politikaları bu, gerçekleşmemiş olayları gerçekleşmiş gibi gösteriyorlar. Bu da beni üzüyor tabii ki.
BAROS

Yönetim kendi derdine düşmüş, kongre-koltuk-seçim kavgasındayken, esas ilgilenmeleri gereken tarafları bir kenara atmış durumdalar. Futbol takımına Hagi‘yi getirdiler, günahı sevabı hocanın üzerine attılar, o branşı bıraktılar, basketbol zaten Oktay Hocanın şahsi gayretleriyle bir yere gidiyor, kız basket bir iyi bir kötü, Catchings‘i getir kazan, yoksa işler sıkıntıdayken, esas sorun Engelsiz Aslanlarda yaşanıyor. FCN Blogtan aşağıdaki yazıyı okuduk, sesimizi duyurmak adına blogta da paylaşalım dedik… Umarım bir katkımız olur da sorunlar çözülür…
Onlar Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı takımı. Onlar Türkiye’nin tüm branşlarda sahip olduğu en büyük kupanın sahibi. Onlar Türkiye adını oynadıkları her uluslararası müsabakalarda zirveye çıkartanlar. Onlar Galatasaray’a kulüp tarihinin en büyük başarılarını yaşatanlar… Onlar engel tanımayan, engellere baş kaldıranlar. Onlar Engelsiz Aslanlar ! Hepiniz tanıyorsunuz onları, hepiniz gurur duyuyorsunuz onlarla. İnanılmaz sıkıntı çekmelerine rağmen yine de her kulvarda zaferlere yürüyorlar, şampiyonluğa yürüyorlar! Kurulduğu günden bu günlere gelirken kimseye boğun eğmeyen, tüm cümle aleme kafa tutan bir takımdan bahsediyorum.

Galatasaray kulüp tarihinin en başarılı takımı Engelsiz Aslanlar, şu sıralar bir çok sorunla boğuşuyor. Hayatlarındaki engeller yetmiyormuşcasına birde kulüp tarafından sorunlar mevcut. Sorunları madde madde aşağıda listeleyeceğiz ama öncesinde bu sorunların nasıl çözüleceğini belirtelim. Bizi takip eden tüm taraftarlarımızın yapması gereken bazı şeyler var. Öncelikle eksiksiz tüm taraftarlarımızın buraya tıklayarak şikayetini dile getirmesi gerekiyor. Eğer birebir telefon görüşmesi yapmak isteyen ve bu durum adına şikayetini dile getirmek isteyen takipçilerimiz varsa onları da kulübümüzün genel sekreteri Selçuk Rıza İren’e yönlendirelim.

Gelelim sorunlara, sıkıntılara, problemlere.. Türkiye tarihinin ve aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü tarihinin en büyük kupalarına sahip olan basketbol takımımız şu sıralar kulüp adına ciddi bir düzensizlik, ciddi bir başıboşluk ve sahipsizlik yaşıyor. Kıyafetinden, ulaşımına, sponsorundan, yönetilmeme gibi bir duruma kadar her konuda sıkıntı yaşıyor. Engelsiz Aslanlar şu sorunları yaşıyor;

1) Takımın maçlarda giyeceği formaları bile yok. Antreman formalarını andıran bir formaya sahipler ve bu formalarla lig maçlarında mücadele ediyorlar. Büyük olasılıkla önümüzdeki aylarda düzenlenecek olan Şampiyonlar Ligi ve Kıtalararası Dünya Şampiyonası’nda bu formalarla sahaya çıkacaklar. Bunun yanı sıra takımın ürün tedarikçisi herhangi bir firma yok.

2) Kenar yönetiminin, malzemecilerin ve kenarda bekleyen oyuncuların üzerine giyebilecekleri tek tip bir eşofman yok. Daha doğrusu takımın kendisine ait, karşıdan bakıldığında Galatasaray tekerlekli sandalye basketbol takımı olduğunu ifade eden kıyafet yok. Futbol takımının eski eşofmanları kullanılıyor.

3) Takımın ulaşımını sağlayacak otobüs yok. Yalnızca sandalyeleri taşıyan bir araç var. Onunda yakında miladı dolacak, zaten duyduğumuza göre son derece döküntü, eski model bir araç. Bu araç aynı zamanda kadın ve erkek basketbol takımında da malzemeleri taşımak aracılığıyla kullanılıyor. Engelsiz Aslanlara ait herhangi bir ulaşım aracının olmaması, oyuncuların ve kenar yönetiminin kendi araçlarıyla salona-antremana gelmesi, deplasmanda bile kullanacakları ulaşım araç yok.

4) Müzesinde 2 Şampiyonlar Ligi, 2 Kıtalararası Şampiyonluk kupası bulunan takımımızıın sponsoru yok. Elbette sponsoru olmak zorunda değil ama bu takımın giderlerini az-çok karşılamaya yetecektir. Hemen hemen ligde forma giyen tüm takımların giyim sponsoru bulunuyor. En azından adam gibi formalar ile mücadele ediyorlar. Peki Engelsiz Aslanlar bunu haketmiyor mu?

FCN Blog olarak bu yazıyı okuyan tüm takipçilerimizi, yukarıdaki durumu kabul etmeyenleri, Büyük Galatasaray taraftarını, yeryüzündeki Galatasaray’a gönül veren herkesi BU TAKIMA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ !

İstanbul BB:3-1:Galatasaray

Yayınlandı: Şubat 27, 2011 / Maç Günü

İki devrelik bir mücadele olarak ele almak lazım dünkü İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Galatasaray karşılaşmasını aslında. Klasik maçların aksine bir devresi 60 dakika, diğeri de 30 dakika oynanan bir oyun vardı dün Olimpiyat stadındaki rüzgarın etkisi altında.

Maçın başındaki yazı tura atışı sonrası rüzgarın yardımıyla 12 kişi oynayacak olan Galatasaray’dı ve ilk yarı da hava şartlarına alışmakta sıkıntı çektiği ilk 10 dakika haricinde golü de buldu, rakibi de ceza sahasına hapsetti, kendilerini desteklemeye gelenlerin de yüzlerini güldürdü… Tribünler de mutluydu, soğuktan dışarı çıkmayıp, televizyondan maçı takip edip, internette yorum yapanlar da…
Oyunun ikinci yarısında rüzgara karşı başlayan Galatasaray, akıllı ve bilinçli de başlamıştı oyuna. Topu gelişigüzel şişirmek yerine, sürekli yerden pas yaparak, hem rakibi hem de rüzgarı alt etmek amacındaydılar. Bunu yaparken de gelecek ikinci bir gol ile Belediye takımının oyun disiplini bozulup, belki de farka gidecekti Galatasaray ki, plan Kazım‘ın pasında Stancu‘nun ıskasına kadar tıkır tıkır işledi. O pozisyon belki de maçın kırılma anıydı ki, devamındaki dakikalarda Galatasaray’lı stoperlerin gol bulmaya gittiği bir korner vuruşu sonrası defansı boş yakalanan Galatasaray, beraberlik golünü görmekteydi kalesinde. İşte o andan itibaren bambaşka bir 30 dakikalık devre başladı ve parçalı forma içindeki topçuları tanıyamaz duruma geldik. Bireysel hatalara, hakemin de penaltıdaki hatası eklenince maçın skoru birden 3-1 Belediyespor lehine dönüverdi. Zaten psikolojik olarak kötü durumdaki topçulara maça gelen taraftarlar da tepki gösterince, maçı çevirme şansı sona erdi ve Galatasaray bir mağlubiyet daha almış oldu.
İlk 60 dakika her türlü desteği gösterip, sonrasında gelen gollerle futbolcuları yuhlayan taraftara diyecek söz bulamıyorum. Özellikle “Misimoviç” diye yapılan tezahüratların anlamı nedir? Ne yapmıştır Misimoviç Galatasaray formasıyla ve 3-5 maç oynamış bir adam için Hagi‘nin yaptıklarını bir kalemde silmek ne kadar doğrudur? Özellikle, kimsenin bu Galatasaray’ı çalıştırmayı istemediği bir dönemde işini gücünü bırakıp “ateşten gömleği” giyen Hagi‘yi, her kötü sonuçta suçlamak neyin nesidir? Hani “yenilsen de yensen de taraftarın senleydi”…
Fatih Terim‘i severim, sevgim de asla bitmez lakin Rijkaard sonrası kendisine yapılan teklifi İmparator da kabul etmedi, Manisa’nın şovmen hocası Hikmet Karaman da, zira oynayacakları ilk karşılaşma Fenerbahçe maçıydı ve Galatasaray 10 küsür yıl kazanamıyordu Kadıköy’de. Bu durumda taşın altına elini koyan Hagi‘yi, sırf bu cesareti için desteklemek lazımken, Serkan‘ın yaptığı hatalardan sorumlu tutuyoruz, yenilen golde eleştiriyoruz… Hatta işi abartıp, öyle bir hale geldi ki Galatasaray taraftarı, takım maç kaybetsin ve hocaya yüklenelim diye fırsat kollanıyor… Sonrasında da utanmadan sıkılmadan “başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter” diye bağırılıyor…
Sözlerimizde, davranışlarımızda, yazılarımızda ne kadar samimiyiz ki? Önce kendimizi eleştirelim sonra Hagi‘ye döndürelim eleştiri oklarını. Bu takımın bu duruma düşmesinde yönetim, futbolcu, taraftar üçgeninin hiç mi suçu yok da tek hatalı Rumen hoca?
Olimpiyat stadını Trabzonspor taraftarı tıklım tıklım doldururken, “bu soğukta orada ne işim var?” diyerek evde oturan, facebookta-twitterda lakırtı yapan taraftarın; maça gidip, takımı sonuna kadar destekleyeceği yerde yuhlayan taraftarın; sahada hocasının taktiğini uygulamayan, adamını unutan, golü kaçıran, formayı ıslatmayan topçuların; iç çekişmelerle takımı rezil eden yönetim kadrosunun hiç mi hatası yok Galatasaray’ın bu kötüye gidişatında? Onu almış, bunu oynatmış, değişiklikte geç kalmış geçiniz bunları, Hagi‘nin tek suçu bu dönemde “saflık” yapıp Galatasaray’ın teknik direktörlük görevini kabul etmesidir, o kadar…

Stat: Atatürk Olimpiyat
Hakemler: Fırat Aydınus, Orkun Aktaş, Adil Sinem
İstanbul Büyükşehir Belediyespor: Oğuzhan, Kus, Can, Metin, Ekrem, Cihan, Mahmut (Dk. 77 Efe), Holmen, Gökhan Süzen (Dk. 67 Ali Güzeldal), İbrahim Akın (Dk. 85 İskender), Gökhan Ünal
Galatasaray: Zapata, Serkan, Cana, Servet, Çağlar, Sabri (Dk. 76 Yekta), Mustafa, Culio, Kazım (Dk. 90+1 Emre Çolak), Stancu (Dk. 80 Pino), Baros
Goller: Dk. 32 Baros (Galatasaray), Dk. 61 Holmen, Dk. 66 ve 76 (penaltıdan) İbrahim Akın (İstanbul Büyükşehir Belediyespor)
Sarı kartlar: Dk. 30 Kus, Dk. 59 Holmen, Dk. 78 Ali Güzeldal (İstanbul Büyükşehir Belediyespor), Dk. 85 Serkan, Dk. 90+2 Pino (Galatasaray)